Blog

Efsane #2 : İlişkisel veritabanları yeteri kadar hızlıdır...

Donanım fiyat performansının artmasından ilişkisel veritabanları faydalanmıştır. Bununla birlikte ilişkisel veritabanları , aslında sisteme büyük bir yük getiren birden fazla tablodaki verinin güncellenmesini gerçekleştirme "işlemleri" üzerine kurularak yapılandırılmaktadır.

Örneğin ; en son teknoloji ( 64 bit Itanium işlemcili) SQLserver 2008 saniyede 1126 "işlem" gerçekleştirerek dünya rekoru kırmıştır.Bu tür işlemler genelde historian'lardan istenenlerden farklı olmasına rağmen bu tip bir donanım; herbir değer kaydının 1 "işlem" olarak sayılacağını düşünürsek saniyede 5000 tag kaydetmek amacı ile kullanılabilir. Bunu gerçekleştirmek için bir ön bellek uygulaması ile verilerin toplanması ve tek bir "işlem" olarak veritabanına aktarılması gereklidir.

MySQL'in bazı ücretsiz depolama araçları gibi komple işlem gerektirmeyen veritabanları daha yüksek verim sağlayabilir. Fakat küçük historian çözümleri için ön bellek uygulamasına ihtiyaç vardır.

Veri toplamanın en önemli nedeni sonradan veriye ulaşabilmektir. Doğal olarak bu da veriye ulaşabilme performansını çok önemli kılar. İlişkisel veritabanı gibi genel amaçlı çözümler, veriyi etkili depolama ( yüksek verim ) veya veriye etkili ulaşabilme ( hızlı ulaşım ) amaçlı olarak konfigure edilebilir. Proses otomasyonunun ihtiyaç duyduğu zaman serili verinin izlenmesi için genel amaçlı veri tabanları, "kümelendirilmiş dizin" lere ihtiyaç duyar ki , çoğunda bu özellik yoktur.

Bunun tersi olarak ; özel olarak verinin hızlı gösterilmesini sağlamak için tasarlanmış olan yazılımlarda ise verinin etkili depolanma etkinliği daha zayıftır.

Devamını Oku...


İlişkisel veri tabanları pek çok uygulama için ideal çözümlerdir ama acaba proses kontrol uygulamalarındaki verilerin kaydedilmesi için uygun mudur?

Proses verilerinin analizini yapmak günümüzde en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm işletmelerin ihtiyaç duyduğu bir konu.  Tabi bunun için ilk önce verilerin kaydedilmesi gerekiyor, kimi zaman bir .csv dosyası veya excel dosyası bunun için yeterli olurken, sistemler biraz daha büyüdüğünde proses verileri için ilişkisel veri tabanları veya gerçek zamanlı historian'lar kullanılmaya başlıyor.

SQLserver , MySQl, Oracle gibi ilişkisel veritabanları işletmelerdeki bilgi işlem bölümlerinin de aşina olmaları nedeni ile kullanılabilirlik ve temin edilebilirlik avantajına sahip. Fakat, kurumsal işlemler için daha uygun olan bu veri tabanları proses uygulamalarının ihtiyacını yeteri kadar karşılamaz. 

Historian uygulamaları çok uzun zamandır kullanılıyor ve bu süreç içinde pekçok efsanede onu takip ediyor elbette. Bu nedenle ilişkisel veri tabanı ile gerçek zamanlı veri kaydı arasındaki farkları biraz daha öne çıkarmak, efsanelere açıklık getirmek ve doğru seçimde yardımcı olmak için fikirlerimizi paylaşmaya karar verdik. 

Efsane #1 : Depolama maliyetleri verimliliği etkilemeyecek kadar ucuz...

Bunun anlamı şu; depolayabildiğimiz kadar veriyi depolayalım nasıl olsa harddisk fiyatları çok ucuz.. Bu yorum aslında tipik bir prosesin ne kadar veri yaratabileceğini düşünmeden ve küçümseyerek yapılan bir yorum. Rakamlar ile konuşacak olursak 5000 taglik bir historian'ın saniyede 1 adet veri kaydettiğini düşündüğümüzde  yılda 157 milyar veriye ulaşırız. Her değer için ise 8 byte kullanıldığını farzetsek 1 yılda depolama için gerekli alanın 1 terabyte'a eşit olduğunu görürüz.

SQL server'ın zaman bağlı veri kaydını historian'lar ile karşılaştırdığımızda oranın 50:1 olduğunu görüyoruz. Bu da depolama cihazlarının fiyatları düşse de1 yılda 50 terabyte veri depolamanın yine de çok fazla olduğu açık. 

Ayrıca konu sadece bu kadar verinin tutulması için yeterli disk alanı oluşturmak olmadığı aynı zamanda verinin sağlam, güvenilir bir şekilde çoklanması ve yedeklenmesi de düşünüldüğünde donanım ihiyacının da katlanarak artacağı aşikardır.

Bazı endüstrilerde ise kanuni zorunluluklar gereği verinin bir kaç yıl saklanması gereklidir ki bu da depolama alanlarının artmasını sağlayan etkenlerden biridir. 

Sonuç olarak veri saklamak önemli ama en efektif ve kullanılabilir şekilde olması şartı ile..

Efsanelere devam edeceğiz.

 

 

 

Devamını Oku...


Otomasyon dünyasında zaman zaman popüler terimler olur. Bunlardan bir tanesi bugünlerde MES ( Manufacturing Execution System- Üretim Yönetim Sistemi).  İsmi çok şık ve herkes bu isimden kendine göre bir tanım çıkartıyor.

MES'i tanımlamaya çalışırsak, en genel anlamı ile  SCADA ile ERP sistemi arasındaki herşeydir diyebiliriz herhalde.

İşletmelerin MES 'e geçme kararı verirken ilk olarak MES'in ne olduğunu anlaması ve  bazı soruların cevabını net vermesi gerekiyor.

Daha fazla detaya inmeden sorular üzerinden gitmek daha doğru olacak herhalde.

İşte bu soruların bir kaçı:
* Neden IT Ekibi, MES'in ERP Seviyesinde yapılabileceğini düşünür?

* Neden Üretim Ekibi MES'in Kontrol Seviyesinde yapılabileceğini düşünür?

* Gerçek nedir? Üretim Yönetim Sistemleri, standardizasyon süreçlerini (S88 & S95) anlamalı ve MES'in gerçek dünyabir giriş yapmak gerekli midir?.

* Bugün kim MES kullanıyor? Kim başarılı? Kim başarısız? - Ve Neden?

* Eğer seçim sürecinde isek hangi MES ürünleri seçilmelidir?

* İş hedefleriniz nelerdir?

* Teknik hedefleriniz nelerdir?

* Organizasyonunuz MES'e geçmek için uygun mudur?

* MES geçerli Sürekli İyileştirme girişimleri müdahale ediyor mu?

* Size nasıl bir yarar getirmesini umuyorsunuz?

Sorulara ve cevaplara devam edeceğiz...

Devamını Oku...


İletişim Bilgilerimiz